Obsesif Kompulsif Bozukluk Psikiyatri Uzmanı | Dr. Özgür Önder
Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesyon (Takıntı): Kimi zaman zorla ve istenmeden geliyor gibi yaşanan, çoğu kişide belirgin bir kaygı ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünce, düşlem ve dürtülerdir. “ bulaştı mı? kapıyı kilitledim mi? fişi çektim mi?, … zarar verir miyim?, farkında olmadan … yapmış olabilir miyim?, ... tam oldu mu? gibi düşünceler-sorular örnek olarak verilebilir. Kişi, bu düşünce, düşlem ve dürtülere aldırmamaya ya da bunları baskılamaya çalışır.

Kompulsiyon (Zorlantı): Kişinin obsesyonuna tepki olarak ya da katı bir şekilde uyulması gereken kurallara göre yapmaya zorlanmış gibi hissettiği yinelemeli davranışlar ( örn. el yıkama, düzenleme, denetleyip durma) ya da zihinsel eylemlerdir (örn. dinsel değeri olan sözler söyleme, sayı sayma, sözcükleri sessiz bir biçimde yineleme). Kompulsiyonlar, yaşanan kaygı ya da sıkıntıdan korunma, bunları azaltma ya da korkulan bir olay ya da durumdan sakınma amacıyla yapılır. Fakat bu yinelemeli davranış ya da zihinsel eylemler kaygı yaratan durumlar ile gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça aşırı bir düzeydedir.

Obsesif kompulsif bozukluğu olanlar arsında en sık raslananlar;Yıkayıcı - temizleyiciler, kontrolcüler, toplayıcı- biriktiriciler, düzenleyici - sıralayıcılar, tekrarlayıcılar’ dır.

Zarar verme obsesyonları, cinsel obsesyonlar, dini obsesyonlar, hastalık obsesyonları da sık şikayet edilen obsesyonlardır.

Obsesyon ve kompulsiyonlar sağlıklı insanlarda da sıklıkla görülmektedir. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) yani bir rahatsızlık, hastalık diyebilmemiz için ise bu belirtilerin kişinin yaşamını büyük ölçüde etkiliyor olması gereklidir. Normal kişilerde görülen obsesyonlar ile OKB olan kişilerdeki obsesyonlar arasında içerik açısından belirgin farklılık yoktur; yani aynı düşünce, düşlem ve dürtüler olabilir. Fakat OKB olan kişilerde bu obsesyonlar daha sık, daha yoğun, daha uzun süreli, daha çok inanılan, daha çok sıkıntı verici ve daha ısrarlı niteliktedir.

OKB olan kişilerde sadece obsesyon ya da sadece kompulsiyon olabilir. Fakat hastaların %75’inde hem obsesyon hem de kompulsiyon görülmektedir ve sıklıkla aynı kişide birden fazla obsesyon ve/veya kompulsiyon vardır.

OKB, toplumda yaklaşık %2-3 sıklığında görülmektedir. Kadın ve erkekte görülme sıklığı birbirine yakındır ve başlama yaşı ortalama 20 civarındadır. OKB’lilerin %30-50’sinde belirtiler çocukluk çağında başlamaktadır. Erken başlangıçlı OKB erkeklerde daha sıktır.

OKB oluşumunda tek bir faktör yoktur. Birçok faktörün bir araya gelmesi ile hastalığın ortaya çıktığı düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar genetik faktörlerin OKB gelişimindeki önemini göstermiştir.

Kişinin içinde bulunduğu ortam, koşullar ve yaşadığı olaylar, kişilik özellikleri, düşünme biçimi, davranış tepkileri ve duygusal özellikleri de OKB oluşumunda etkilidir.

OKB TEDAVİSİ
Tedavide kullanılan ilaçların başında, serotonin geri alım inhibitörleri(SGİ) gelmektedir. Bu ilaçlar OKB ile sıklıkla birlikte bulunan depresyon ve kaygı bozukluklarında da etkilidirler. İlacın etkili olup olmadığına karar verebilmek için 10-12 hafta kadar yeterli dozda düzenli olarak kullanmak gereklidir. Tedavinin erken bırakılması hastalığın tekrarlama riskini arttırmaktadır. Bu nedenle hastalık tamamen geçtikten sonra da tedaviye devam edilir, genellikle tedavi 2 yıla tamamlanır. Hastalık sık yineliyor ise tedavi süresi daha uzun olmalıdır. İlaç tedavisi bir anda değil, uzun süreçte doz azaltılarak sonlandırılmalıdır.

Genellikle artma-azalmalarla giden, kronik, çoğu zaman yaşam boyu süren bir bozukluktur. İlaç tedavisi ile tam iyileşmeden ziyade belirtileri kontrol altına alma söz konusudur. Ayrıca ilaçlar obsesyonlar üzerinde etkili olsa da kaçınma davranışlarını değiştirmemektedirler. Bu durumda tedaviye psikoterapi eklenmesi etkili olacaktır.