Bipolar Bozukluk (Manik Depresif Bozukluk) Psikiyatri Uzmanı | Dr. Özgür Önder
Bipolar Bozukluk (Manik Depresif Bozukluk)

Bipolar bozukluk (BB) tekrarlayıcı dönemlerle seyreden, ciddi ve sıklıkla süreğenleşen bir hastalıktır. Sosyal ve mesleki işlevsellikte bozulma, intihar riski, kötü akademik başarı, insanlarla sorunlu iletişim, madde kötüye kullanımı, yasal güçlükler ve sık tekrarlama gibi nedenlerle kişi ve çevresindekilerin yaşamını olumsuz yönde etkileyebilir. İki uçlu bozukluk olarak da adlandırılan bipolar bozukluk düzensiz şekilde tekrarlayan depresif, manik ya da her ikisini de kapsayan karma (mikst) dönemlerle seyreden ve kişinin bu dönemler arasında tamamen sağlıklı dönemlerinin de olduğu ; toplumda yaklaşık %1-2 oranında gözüken bir psikiyatrik bozukluktur. Manik ve depresif dönemlerin ortak noktası kişinin duygu durumunda olağan gidişten farklı nitelikte ve belli bir süreklilik gösteren duygusal (emosyonel) bir yaşantı olmasıdır. Bu farklılık, depresif dönemde duygu durumunda izlenen keder yönündeki aşırı artış ya da manik dönemde izlenen özgüven/neşede (öfori) aşırı bir artıştır. Cinsiyete göre bipolar bozukluğun görülme oranı yaklaşık olarak eşittir ve başlangıç ortalama 20’li yaşlardadır.
Duygu durumu bozukluklarında, ilk ataklar genellikle çevresel bir stres sonrası ortaya çıksa da daha sonraki ataklara stresli yaşam olaylarının eşlik etmesinin daha az olduğu gözlenmiştir. İlk atağı genellikle önemli bir yaşam olayı tetikler. Manik ve depresif dönemlerin yinelemesi, beyin biyokimyasını değiştirebilir, çevresel stresörlere hassas hale getirebilir, böylece takip eden atakların oluşmasını kolaylaştırabilir. Bipolar Bozukluğun kronik ve dalgalanmalarla süren bir hastalık olması, hastalığın düzelme döneminde bile hem bilişsel hem de toplumsal işlevsellikte gözlenen bozulmaların kalıntılarına neden olabilir.
Mani, depresyon ya da karma (mikst) atak tabloları ile psikiyatriste gelebilen Bipolar bozukluğa sahip bir hastaya kesin tanı, ancak tipik bir manik atak gözlendikten veya uzun dönem takipten sonra konabilmektedir.
Manik atakta gözlenen durumlar arasında; düşünce akışının hızlanması, yükses sesle ve fazla konuşma, benlik duygusu ve kendine güvenin abartılı artması, neşe artışı, yeni ilgi alanlarının oluşması, riskli ve zevk veren davranışların belirginleşmesi, dikkat çekecek kadar renkli ya da abartılı giyinilmesi, hareketlilik, uyku gereksiniminde azalma, cinsel istekte artış sayılabilir. Taşkınlık, öfke, saldırganlık hastaların 3/4 ‘ünde görülürken spontan dikkat ileri derecede artar ve en küçük uyaran hastanın dikkatini çekebilir. İstemli dikkati ise aşırı derecede dağınıktır ve dikkati yoğunlaştırma ve sürdürme bozulmuştur. Hastaların bir kısmında psikotik özellikler de (hezeyanlar-halüsinasyonlar) olabilir.
Hipomanik atak ise manik atakdan daha hafif ve kısa süren olağandışı iyi olma, neşelilik ya da kendini yükseklerde hissetme durumunu tarifler ve hipomanik dönemde manik atakta olduğu gibi işlevsellikte belirgin bozulma beklenmez.
Bipolar bozulukta; duygu durumu dengeleyici ilaçlar ve kişinin bulunduğu döneme uygun ek ilaçlar kullanılır. Psikoeğitim ve aile bilgilendirmesi/ sosyal desteğin sağlanması önemlidir.